Bir Şiir, Şiirine…
Sırasız bakıyorum gözlerine… Cennetten sanki sıra dağlar misali…. Sırasız ve şartsız… ••• İmkanlar olsa.. Diyeceğim sözler çok da sadece birazcık susuyorum gözlerine bakmakla yetindiğim hikayelerim var cebimde…
Bazı Şeyler Oyun Değildir!
Bazı Şeyler Oyun Değildir! Yıllar önce bir kafede otururken şahit olduğum küçük bir an, zihnimin bir köşesinde hep canlı kaldı. 5-7 yaşlarında iki çocuk, ellerindeki oyuncak silahları benim çocuklarıma doğrultmuş, kendi dünyalarında bir “oyun” kurmuşlardı. Nazikçe uyardığımda ise ebeveynlerinden şu cevabı almıştım: “Daha çocuk onlar, fanusta büyütemeyiz.” O gün içimde beliren huzursuzluk, aradan geçen yıllarla
Emek Ne ?!
Emeğiniz. Bir insanın değeri. Bir insanın çabası. Meşakati. Zahmeti. Zamanı. Aldığı nefesi, verdiği nefesi. Zihni ve düşüncesi. Yorgunluğu. * Emek öyle bir olgu haline geldi ki suistimal edilecek kadar düşecek, değersiz kılınacak kadar aşağı düzeyde. Değer verilmeyen, hakkaniyetin hiçe sayıldığı bir durumdur. Üstüne üstlük, vefa görmeyecek kadar da sıradan bir durum haline geldiği bu zamanda.
Bir Karne Meselesi
Bir kağıt parçası ile evlatlarımızın kapasitelerini ve zekalarını sorgulamayın ! Önemli olan onların birey olarak eğitimli, kültürlü ve vicdanlı karakterler olarak , ülkesine , devletine ve tüm insanlığa nasıl faydalı biri olarak yetişecek , bunlara bakmalıyız. Gençlerimizin notları, onların eğitim derecesini ve kişilik düzeyini ortaya koymaz. Ortada not anlamında bir başarısızlık varsa; sorumlu sadece öğrencide
Bir Kar Duâsı
Zorluğuna rağmen, rahmettir kış. Zahmetinde huzur kılınan, rahmet mevsimdir kış… Masumiyetin, rahmet ile marifet kılındığı, zahmetinde bereketlendiği, beyazlığında… Hasret kaldık, beyazlığına. Nasipse gel yeryüzümüze… Bereketin ile. Huzurun ile. Duâ ile. 𝖋.𝖉.𝖆.
Sırasız bakıyorum gözlerine… Cennetten sanki sıra dağlar misali…. Sırasız ve şartsız… ••• İmkanlar olsa.. Diyeceğim sözler çok da sadece birazcık susuyorum gözlerine bakmakla yetindiğim hikayelerim var cebimde…
Bazı Şeyler Oyun Değildir! Yıllar önce bir kafede otururken şahit olduğum küçük bir an, zihnimin bir köşesinde hep canlı kaldı. 5-7 yaşlarında iki çocuk, ellerindeki oyuncak silahları benim çocuklarıma doğrultmuş, kendi dünyalarında bir “oyun” kurmuşlardı. Nazikçe uyardığımda ise ebeveynlerinden şu cevabı almıştım: “Daha çocuk onlar, fanusta büyütemeyiz.” O gün içimde beliren huzursuzluk, aradan geçen yıllarla
Emeğiniz. Bir insanın değeri. Bir insanın çabası. Meşakati. Zahmeti. Zamanı. Aldığı nefesi, verdiği nefesi. Zihni ve düşüncesi. Yorgunluğu. * Emek öyle bir olgu haline geldi ki suistimal edilecek kadar düşecek, değersiz kılınacak kadar aşağı düzeyde. Değer verilmeyen, hakkaniyetin hiçe sayıldığı bir durumdur. Üstüne üstlük, vefa görmeyecek kadar da sıradan bir durum haline geldiği bu zamanda.
Zorluğuna rağmen, rahmettir kış. Zahmetinde huzur kılınan, rahmet mevsimdir kış… Masumiyetin, rahmet ile marifet kılındığı, zahmetinde bereketlendiği, beyazlığında… Hasret kaldık, beyazlığına. Nasipse gel yeryüzümüze… Bereketin ile. Huzurun ile. Duâ ile. 𝖋.𝖉.𝖆.
Bazen konuşmamak. Bazen susmak. Bir derinlik geliyor, içselleştirilmiş hislerle. Sükut ediyorsun, bunca gürültü içinde… Susuyorsun işte… Sessizliğin manalı asilliğinde. 𝒇.𝒅.𝒂. * ❝ Duâ et, sen duâ et, ALLÂH ﷻ CELLE CELÂLUH ‘a emanet. ❞ 𝖋.𝖉.𝖆. * Yaşamak zorundasın. Rüzgara, yağmura, çamura, başındaki belaya, sırtındaki yaraya rağmen ! * Bir Ayet Allah’ın mağfiret
Yaşadığımız kadarız. Kazandığımız para kadar, malımız ve mülkümüz kadar varız. Sevdiğimiz kadar varız, sevilmediğimiz kadarız. Gayet ettiğimiz kadarız, emek verdiğimiz kadarız. Öfkemiz kadarız. Hissettiğimiz her duygunun ismi kadarız. Saklandığımız kadar, kaçtığımız kadar. Aşklarımız kadar varız. Bitmeyen şarkılar kadarız. Özlemlerimiz kadarız. Hasretliğimiz, sürgünlüğümüz kadarız. Başkaları için yaşadığımız kadar varız. Sesimiz kadarız. Sessizliğimiz kadar varız. Mecburiyetlerimiz kadarız.
Çaresiz anların var ettiği zamanlar vardır. Her yeninin gelişinde, eskinin hatırası kalmakta. İşte garip bir çaresizlik halidir bu. Ne istediğini bilmediği kadar, bilmek. Bazen kısa bir yazıda anlatım bulur, keşke demenin yasak olduğu bu mahallede, kısa ama öz bir kelime halinde vücut bulur, keşke… Bil ya da bilme işte. Bilmek kadar, bilmemektir sonuç. 𝓯𝓭𝓪
Bize, kişilik çatışması yaşıyorsun dediler, idollerimizi, hayranlıklarımızı özenti olarak nitelendirdiler.Fikirlerimiz, gerçeklilik esasında dillendirdik, haksızsınız, yanlışsınız dediler; inkarcı olduk. Ama; bizim bu dünyada tek gayemiz oldu, bir insana, insan olabilmek; insanlığa kadim ve daim bir insanlık davası bırakabilmek. Bizleri taşlasalar da anlamasalar da ” insanlık ” mücadelemiz ve ülkümüz, son nefesimize kadar devam edecektir, Allah’ın izni
Halife Hârûnürreşid, devrin önemli âlimlerinden İmam Şiblî’ye (kuddise sırruhû), “Biz mi ziyaretinize gelelim yoksa siz mi bizim sarayımıza şeref verirsiniz?” diye haber gönderir. İmam Şiblî hazretleri de, “Biz halifenin yanına geliriz” der. Saraya gider. Halife, “Bana nasihat eder misiniz?” der. İmam Şiblî (kuddise sırruhû) bir bardak su ister. Halifeye, “Eğer çölde susuz kalsan, ölmek üzere
Bir farkın olmalı hayatta diğerlerinden. Onlar gibi olmadan , onlardan daha iyi olabilmenin gayreti içinde olmak . Olmak… Her olumsuzluğa , kötülüğe rağmen, inatla kararlı bir şekilde yaşamak ve olmak… f.d.a.
Kıymet, letafet, mana, sükunet, yakarış, şükür, vicdan, merhamet, huzur ve de muhabbet… Bir müjdeler habercisi… Manasına sonsuz kelamların yakıştığı, sene – i maneviyatın en kadir zamanı… Kadir Gecesi… Dualarımızın, hayırlar ile vuku bulduğu, günahlarımızın ızdırabı ile yanan ruh-i gönüllerimizin, Yaradanın sonsuz merhameti ile huzura ereceği, tevbe kapılarının Hakkın sonsuz iradesinde ve gücünde açık olacağı ”
Dervişe sordular nasıl olalım? Derviş dedi ki; Musibet karşısında; Metanetli Cehalet karşısında; Marifetli Husumet karşısında; Mağfiretli Kötülük karşısında; Hayr sahibi Kabalık karşısında; Letafetli ol ki Yaradan seni sabrından ötürü sevsin.
Bir yanlışınız olduğunda , bir hata yaptığınızda bunu hemen fark edip , pişmanlık duyan ve bunun vicdani rahatsızlığı ile kendini hesaba çeken insan olabilmek… Ne mutlu böyle olana… Hayırlı insan , iyi insan olabilmek düsturu… f.d.a.
MUTLULUĞUN FORMÜLÜ YİRMİ İKİ AYET 1-Kibirli olma, alçakgönüllü davran.( İsra 37) 2-Kendini fazla abartma. (Müddesir 1-5) 3-Onlar başlarına bir musibet geldigi zaman: “Biz Allah’a aidiz ve sonunda O’na döneceğiz .” derler. (Bakara 156) 4-İyiliği karşılık beklemeden yap. (Muhammed 7) 5-Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş. (Vakıa 83-87) 6-Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.(Bakara 263) 7-Sana
SABIR HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER “Yeminle söylüyorum, uğradığı zulme sabredenin Allahü teâlâ şerefini arttırır.” [Taberani] “Geçim sıkıntısına sabredeni Allahü Teâlâ Firdevs Cennetine koyar.” [Ebuşşeyh] “Hak Teâlâ, sabırlı ve ihlaslı olanı, sorguya çekmeden Cennete koyar.” [Taberani] “Allah’ın sevdikleri, belaya uğrar. Sabreden mükafata nail olur, sızlanan da cezaya.” [İ. Ahmed] “Derdini açıklayan sabretmiş olmaz.” [İ.Maverdi] “Malı gitmeyen, parası
Bir gömlek derdine düşeceksin, belki de o gömlek kefen olacak sana! Dünya mülkü bedene tapanlara helaldir, biz ise çöküşü olmayan saltanata kul olduk! O kadar çok koşmayın, o kadar çok yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur. Mevlana Celaleddin-î Rûmi






